| |
Tecavüz
TECAVÜZ: İKTİDAR AMAÇLI CİNSEL SALDIRGANLIK
Saldırganlık bir kişi veya grubun bir kişi veya gruba, onların isteği
dışında, onları incitebilecek, zarar verebilecek davranışlara yönelmesi
olarak tanımlanabilir.
Saldırganlıkta bir güç ilişki vardır. Saldırı güçsüz ve zayıf konumda
olanlara daha güçlü ve egemenliği ellerinde tutan kişiler tarafından
yöneltilir. Çok uzun zamandır yaşamlarının farklı alanlarında denetlenen ve
güçsüz konumuna sıkıştırılmış bir cins olarak kadınlar, ekonomik, sosyal,
psikolojik ve cinsel aşağılanmalarla karşı karşıyadır.
Bu genel tanımdan, kadınlara yönelik şiddete geçtiğimizde, şiddetin,
kadınların yaşamlarının her alanında yaygın olarak gözlenebilir ve bütün
kadınların karşılaştığı bir dizi olgudan oluştuğunu görürüz. Kadınlara
yönelik şiddet olaylarını ırza geçme, ensest, fahişelik, pornografi ve en
yaygın ve "meşru" kabul edilen biçimi olan eş dövme başlıkları altında
toplayabiliriz.
Aslında erkeklerden kadınlara yönelen bedensel, psikolojik, cinsel
saldırılar onlara yöneltilmiş aşağılama ve güç gösterme yollarıdır.
Irza Geçme
Irza geçme, saldırganlığın ağır bastığı bir cinsel saldırı. Erkeğin bir
kadın veya erkekle onun isteği ve rızası dışında, güç kullanarak, korkutarak
veya ilaç-alkol gibi bir madde ile yargılama yeteneğini etkileyerek ya da
rıza gösterme yaşının altınd olan bir çocukla yaptığı cinsel girişimlerin
tümü ırza geçmedir. Olayın suç sayılması için cinsel organlara dokunulması
gerekir ancak erkek cinsel organının girmesi (penetrasyon) veya boşalması (ejekülasyon)
zorunlu koşul değildir. Irza geçme eylemi hemen daima, bir erkek tarafından
bir kadına yönelik, ama daha seyrek olarak da erkekler arasında
olabilmektedir.
Hangi kadınlar, hangi koşullarda cinsel bir saldırı ile karşılaşma
riskine sahiptir?
Bu risk 15 aylıktan 82 yaşına kadar kısaca her yaşta kadınlar için vardır.
Ama cinsel saldırı en sık 16-19, daha sonra 20-24 yaş arasında yaşanıyor.
Olayların yarısı tamamen bir yabancı tarafından, kalan yarısı ise az veya
çok tanıdıkları bir erkek tarafından gerçekleştirilmektedir. Kaptanoğlu'nun
(1987) 89 erkekten oluşan araştırmasında, ortalama 18 yaşında olan
kadınların yüzde 69'u kendilerine saldırıda bulunan kişiyi tanımaktaydı (%16
arkadaşlık, %27 komşuluk, %19 kan bağı).
Neden Kadınların Irzına Geçilir?
Başında söylediğimiz gibi kadınlara yönelik şiddet, egemenlik kurmanın bir
aracı. Ama ikinci bir düzeyde, bu egemenlik, başka bir biçim altında ortaya
çıkabiliyor.
Irza geçen erkeğin, aslında erkeklerden korktuğu, bu korkusunu yenmek için
bir misilleme olarak kadınlara karşı şiddet yönelttiği görüşü, farklı bakış
açılarınca en çok paylaşılanı. Daha önce suç öyküsü olmayan erkeklerin, bazı
durumlarda toplu olarak işgal edilen yörenin kadınlarına tecavüzde bulunması
ve bu durumun "mubah" kabul edilmesi, aynı bakışın bir uzantısı olarak
düşünülmelidir. Kadınlara uygulanan cinsel saldırılar aracılığıyla, savaşan
erkeklerin korkuları azaltılıp, güçlülük duygusunu ve askerler arası
birliğin artması sağlanmaktadır.
Abel ve Blanchard (1978) cinsel suçlar nedeni ile mahkum olmuş erkeklerde
yaptıkları çalışmada bu erkekleri belirleyen üç özellik tanımlar:
 |
Şiddet/zor kullanmayı içeren, sapmış bir cinsel uyarma
vardır.
|
 |
Kadınların şiddet uygulanmasından keyif aldıkları
inancı gibi, kadın cinselliğine ilişkin çarpık varsayımları vardır.
|
 |
Karşı cinsle ne zaman ve hangi koşullarda ilişki
kurabileceğine ait becerileri eksiktir.
|
Irza geçme olgularının kadınlar tarafından çok kere
bildirilmemesini, kadınların aslında olayları kışkırttığı ve saldırıdan zevk
aldığı düşünceleri ile açıklayan, sınanmasına bile gerek görülmemiş
önkabuller hüküm sürmektedir (Penfold ve Walker 1984).
Aslında özellikle Freud'dan sonra çok kabul gören, kadınların şiddet
kullanılmasından keyif aldıkları düşüncesi, belki bir grup kadın için
fantazi düzeyinde geçerli olabilecek, özel ve yaygınlığı bilinmeyen bir
mittir. Kadınların kuyruk salladığı, açık saçık veya karanlıkta dolaşarak ya
da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşünün de
geçerliliği yoktur.
Kadınların olayı duyurmaması çok nedenlidir. Zaten bedensel ve ruhsal bir
örselenmeden geçmiş olan kadının, mağdur olduğu halde ispat etmesi
yükümlülüğü vardır. Durumunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta ailesinin
gözünde değerini yitirebileceği, düşmüş kadın olarak kabul edilmese bile
değerinden bir şeyler yitirmiş olarak görüleceği korkusu, dayanaklı olan bir
endişedir. Bu durumdan kurtulması için bekar olan bir kadına kendisine
saldıranla evlenmesi önerilir ve bu evliliğin beş yıl sürmesi halinde
saldırgan hiçbir bedel ödemek zorunda kalmayacaktır.
Cinsel Bir Saldırı Yaşayan Kadını Neler Bekler?
Olay yaşanırken, ilk aşamada çok şiddetli bir panik hali ile birlikte
hayatta kalma endişesi, hatta mücadelesi vardır.
Iza geçmenin, kadının yalnız kişiliğine ve cinselliğine değil, somut anlamda
bedenine yönelik fiziki bir saldırı da olduğu düşünülürse basit yara bere,
çürükten, ivedi bir tıbbi yardımın zorunlu olabileceği kırık, çıkık, kanama
vb'nin de tabloya eklenmesi beklenebilir.
Olayın hemen ardından, kişiye göre şiddeti ve süresi değişebilen ama
sıklıkla ilk birkaç ay için kişinin yaşamında egemen olan özel bir tablo,
"Travma Sonrası Stres Bozukluğu" tablosu sergilenir". Bu devrinin
özelliklerini sıralarsak:
Saldırı olayının tekrar tekrar yaşantılanması, konu il ilgili hayaller ve
kabuslar, olayın yaşandığı ortamlara benzer koşullarda onu sembolize eden
bir olayla karşılaşıldığında şiddetli ve kaygı durumları.
Saldırı ortamına benzer durumlardan kaçınma eğilimi ve ortama uygun biçimde
tepki vermekte donukluk.
Yeni ilişkilere kuşkulu bakma, bedensel zarar görme endişesi önde olmak
üzere yaygın korku ve güvensizlik içinde, sürekli bir alarm halinin
yaşantılanması.
Yaygın ağrı, uyuşma, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk gibi bedensel
zorluklar.
Özetle, ırzına geçilen kadınlar, hem bedensel hem psikolojik boyutları olan
ciddi bir travma yaşarlar. Yukarıda sayılan psikolojik zorluklar bir bölüm
kadında bir yıl içinde yavaş yavaş azalabilir. Ancak, gözlemler ve bazı
çalışmalardan edinilen kanıtlar yaşanan zorlukların her zaman kolay kolay
geçmediğini, bir yılla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Kadınların
yarısının 30 ay sonra hala sokağa çıkmaktan korktukları veya yalnız
çıkmadıklarını, sosyal ilişkilerinin olay öncesine göre belirgin biçimde
aksadığını, kaygılı ve sıkıntılı olduklarını göstermektedir. Cinsel
isteksizlik, cinsel uyum güçlüğü gibi cinsel zorlukların ise çok daha uzun
zaman yaşanan zorluklar olduğu anlaşılması kolay bir durumdur (Wirtz,
Harrell 1987).
Ne Gibi Önlemler Alınabilir?
Irza geçme, kadınları çok yönlü etkilediğine göre, önlemleri de çok yönlü
olmalıdır.
Irza geçme olguları ile birlikte düşünülen, kanıtlanmamış ve geçerliliği
olmayan mitlerin yıkılabilmesi amacıyla tabu bir konu olmaktan çıkartılması
mücadelesi verilmeli.
Evli-bekar, "sahipli-sahipsiz", daha önce cinsel deneyimi olan-olmayan
fahişe ayrımı yapılmaksızın, ırza geçilme olayını yaşayan tüm kadınlar aynı
değerler sistemi içinde ele alınmalı.
Hücum eden kişinin eski bir sevgili, arkadaş, koca, bir tanıdık veya akraba
olması durumu kadının durumunu kuşku ile karşılamaya yönelik bir kanıt
olarak kabul edilmemeli.
Kadının mağduriyetini kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu
kanıtlama zorunluluğu, yani ispat yükünün yer değiştirmesi sağlanmalı.
Cinsel bir saldırı ile karşılaşan kimseler utanç, şaşkınlık, korku veya
öfkesini ayarlayamama endişesi ile yaşanan travmayı aktarmak ve kanıtlamak
işlemleri sırasında yeniden zorluk yaşamaktadır. Bu nedenle, zorunlu
bilgilerin edinilmesi için konuyu yakından tanıyan ve nasıl müdahale
edileceğini bilen özel eğitimden geçmiş polis, hukukçu, doktorlar
yetiştirilmeli.
Kriz sırasında ve daha sonra, bedensel, davranışsal, cinsel zorluklara çok
yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Bu yaklaşımda etkili öğelerin neler
olduğunu belirlenmesi ve kullanılması gerek. Bilinç yükseltme ve "kendine
yardım" gruplarının, "üstüne gitme" tedavilerinin ırza geçme olgularını
onarmadaki yerlerinin incelenmesi, akla gelen ilk önlemler içinde
sayılabilir.
TECAVÜZ KONUSUNDA ERKEKLERİN SORUMLULUKLARI
Maalesef ki çoğu erkek tecavüz konusunda bir sorunun olduğunu inkar etmekle
kalmayıp, tecavüz konusunda onlara herhangi bir sorumluluğun düşmediğini
iddia etmektedirler. Kısacası erkekler tecavüzü "kadının sorunu" olarak
görmektedirler.
Tecavüz gerçeğinin hepimizin hayatını etkilediğini artık erkekler de
görmelidirler. Erkeklerin ve kadınların saldırıya uğradığı bu dünyada,
erkeklerin de bu acı gerçeği duymazlıktan gelmemeleri gerekir. Dolayısıyla,
tecavüz sadece "kadın sorunudur" düşüncesi erkekler için artık geçerli
olmaması gerekir. Kadınlar, tecavüze uğrasalar da uğramasalar da tecavüz
olayından doğal olarak etkileniyorlar, erkekler tecavüz etseler de etmeseler
de bu olaydan etkileniyorlar.
TECAVÜZCÜLER NEREDEN GELİYORLAR?
Acı gerçek 1 - erkekler tecavüz eder. Bizi bu gerçekten hiç birşey
uzaklaştırmamalıdır. Tarihten günümüze kadar erkekler bu gerçeği inkar
etmişlerdir. Gerçek 2 - tecavüzcüler toplumsal bir sorundur ve toplumun tüm
fertleri bu sorumluluğu üzerlerine almalıdırlar.
Gerçeklerin görülmesi ve sorumlulukların alınması çoğu erkek için güçtür.
İnkar etmeler, savunmaya geçişler artık erkekler için yeterli kabul
edilmeyecektir.
CİNSEL OBJELER CİNSEL HEDEFLERİ OLUŞTURUR
Hiç kimse tecavüzcü olarak doğmaz, onlar tecavüzcü haline getirilir.
Tecavüzcüleri yaratan kültür ve toplumlar, kadınları da yaratır.
Bazı erkekler neden tecavüz eder de bazıları etmez sorusuna cevap ise iki
kesiş noktalarında belirlenir; tavır ve davranışlar ve şiddet ve erkek
olmak. Erkeklerin hepsi bu kesiş noktalarına bağlıdır çünkü erkek olarak
bunlarla büyüyorlar.
Erkekler birlik olabilse, tecavüz konusuna son verebilirler. Ama maalesef şu
anda tek birlik olan gurup tecavüzcü erkekler.
ÖZ YUVADAKİ TECAVÜZ
"Tecavüz" ve "tecavüz eden"..... Bu sözleri kim hoş karşılar? Duyunca
irkiliriz, dehşete kapılırız. Tecavüz eden insanları, farklı fanteziler
içinde ama, hemen daima tanıdık-bildik, eş-dost erkeklerden farklı olarak
hayal ederiz. Bizim çevremizdeki, ailemizdeki erkeklerden çok farklı,
muhtemelen iri yarı, gece karanlıkta, tenhada karşımıza ansızın çıkan
birileridir. Belki de evin kapısını kırıp eve girmiştir.
Ama üzgünüm ki, bu bir yanılsama. İnanılması güç ama sayılar gösteriyor ki,
kadınlara en çok kocaları tecavüz ediyor. ABD'de yapılan toplumsal bir
taramada, her yedi kadından birine kocalarının tecavüz ettiği
tanımlanmıştır. Evlilikte zorbalık yolu ile cinselliğin dayatılmasının
evlilik tarihi kadar eski bir geçmişi var. Ama evli olan bir erkeğin, kendi
karısının ırzına geçe bileceğinin sürülmesi oldukça yeni ve çelişik bir
kavram.
Evlilik anlaşması içinde tarafların cinsel yakınlık, cinsel ilişki kurması
"yasal" ve "normal" olarak görülüyor. Bu durum, yasal bir zeminde işlenen
bir suçu, saldırganlığı gündeme getiriyor. Bu tartışmanın gündeme gelmesi
için iki ön kabul zorunlu. Kadının bir mal olmadığı, kadın bedeninin salt
kendine ait olduğu ve kendi istediği gibi ve istediği zaman dokunulabilir
olduğu. Diğeri, "özgür onam" veya eskilerin deyişi ile "rıza" kavramı. Özgür
onam, tarafların o konuda oy birliği ile karar verip anlaştıkları,
gönüllülük esasına dayanan bir anlaşmadır.
Peki öyleyse Tecavüz Nedir?
Cinsel istek denetlenebilir, yönlendirilebilir, ertelenebilir bir dürtüdür.
Tecavüzde, saldırgan cinsel davranışta, bazı cinsel motifler olmakla
birlikte, temel etken öfke, düşmanlık ve gücün ifade edilmesidir. Tecavüz
edenlerin bir bölümünde ise zarar verme gibi sadistik motifler ön planda
olur. "Uyarılmış bir erkek" için tecavüz, cinsel isteğin engellenemez bir
sonucu değildir. Kısaca, tecavüz cinselliğin değil, saldırganlığın
ifadesidir.
Bir kadınla (kişi ile) onun isteği dışında kurulan tüm cinsel yakınlıklar
tecavüzdür;
İçki veya başka bir ilaç-madde etkisi altında olup, cinsel bir yakınlık
kurmakla ilgili karar verebilecek durumda olmayan bir kadınla (kişi ile)
kurulan ilişkiler tecavüzdür;
Bir kadının (kişinin) fiziksel güç kullanmakla tehdit edilerek sokulduğu
cinsel yakınlıklar tecavüzdür;
Bu sayılan durumlarda veya benzer koşullarda cinsel yakınlıklara giren
kişiler (erkekler) saldırgan tecavüz eden kişilerdir;
Tecavüz eden kişi ve tecavüz edilen kişi arasındaki ilişki koca, sevgili,
eski koca, akraba her ne olursa olsun uygulanan eylem bir saldırganlık ve
tecavüzdür.
Evlilikte Tecavüz Bir Kadının Cinsel Yaşantısını Nasıl Etkiler?
Cinsel isteksizlik vardır. Kadın cinsel isteğini artırmak için çareler arar.
Dişini sıkar, kendisini ilişkiye girmeye zorlar. Ama iki kişinin ister
zorla, ister isteyerek başladıkları ilişki sırasında keyifleri kısa zamanda
azalabilir. Keyifli ve istekli bir cinsel yakınlık sırasında veya cinselliği
hatırlatan herhangi bir durumda, zorla yaşadıkları cinsel ilişkilere ilişkin
sahneler tekrar tekrar anımsanır.
Basit yakınlık için yapılan değişleri bile cinsel içerikli olarak
değerlendirip, şiddetli tepkiler verebilirler.
Sokaktaki adamın tecavüzünü yaşamış olan bir kadın, tecavüzün adını
koyabilir. Kimseye söylemese, saklasa bile tecavüze maruz kaldığını bilir.
Ama, yuvasında eşinin tecavüzüne tekrar tekrar uğramış olan bir kadın, bir
saldırgan ile evli olduğunu ve sokakta tecavüz edilen kadın gibi bir sorun
yaşadığını kendi kendine bile tanımlamaz. Kadınlık rolünün alışkanlığı
içinde kendisini suçlar ve cinsel yönden eksik bir kadın olarak tanımlar.
İstemediği zaman, eşini kırmamak için cinsellik yaşamaya kendini mecbur
kılar.
Hangi Erkekler Evde Tecavüz Eder?
Bazı erkekler, hem eşleri hem başka kadınlara tecavüz edebildikleri halde,
bir kısım erkekler eşleri dışında hiçbir kadına tecavüz etmemiştir. Evlilik
içi tecavüz konusunda çalışmaları olan Diana Russell'a (1990) göre, bu
konuda kocalar, farklı gruplara ayrılırlar:
Salt bir saldırı şeklinde cinsel yakınlık tercih eden kocalar,
Hem tecavüz ederek, hem karşılıklı istekle cinsel bulunan kocalar,
Aslında karşılıklı anlaşarak sevişmeyi seven ama karısı isteksiz olunca,
veya reddedince tecavüz edebilen kocalar.
Tecavüz etmeyen kocalar.
Güç, denetleme, cinsellik, sadizim, öfke; hangi motif ön planda olursa olsun
tecavüz eden kocaların sahip olduğu ortak bazı özellikler olduğu
görülmektedir. Groth'a (1981) göre, yaşanan sahiplik ilişkisinde cinsel
yakınlıklar çiftin biçiminde yaşanır. Başka bir deyişle, tecavüzde bir
muhabbetin paylaşılması söz konusu değildir, duygular paylaşılmaz. Bu
kopukluk salt iki kişi arasında yaşanmaz. Saldırgan aynı zamanda kendi
duygularından, sıcaklığından da kopuk bir cinsellik yaşar. Saldırgan kocalar
iletişim kurma, duygularını tanıma ve ifade etme güçlüğü içindedirler. Bir
şeye kızınca, hayal kırıklığına uğrayınca bunu bildikleri tek yol olan
cinsel-saldırganlıkla ifade ederler. Dahası, bu yöntemi her türlü evlilik
sorunu için, bir çözüm olarak görülür.
Sonuçta, tecavüz eden kocalar cinsel saldırganlıklarını çok insani,
kadınların çok tanıdığı bazı duygu ve gereksinimlerini karşılamak amacı ile
gerçekleştirir.
Düşmanlığının ifadesi: "Senden bu şekilde öfkemi aldım";
Güvensizliğini giderebilmek, kendini daha çok beğenebilmek için: "Kendimi
erkek hissediyorum, kendimi başarılı hissediyorum";
Kötü duygu ve düşüncelerden kurtulabilmek: gerilimi azaltmak, dırdırı
engellemek, yalnızlığını gidermek;
Bir türlü karşılayamadığı duygusal gereksinimlerini karşılayabilmek: "Bir
yakınlığa ihtiyacım vardı, kendimi kabul edilmiş, sevilen biri olarak
gördüm".
Ama geçici olarak bu amaçlarına yaklaşmış olsalar bile, yetersizlik,
güvensizlik, duygusal yakınlığı yaşama gereksinimleri karşılanmadığı için,
yeniden yeniden tecavüz eder dururlar.
Evlilikte Tecavüz Durdurulabilir mi? Nasıl Son Bulur?
Kocanızla istemediğiniz halde, size fizik güç kullanarak zorladığında veya
"kavga çıkmasın, dışarı gitmesin" diye zorla dişinizi sıkıp sevişmek zorunda
kaldığınızda, eşinize, dostunuza, ailenize danışıp, öğüt istediniz mi? Onlar
size ne dedi, ne gibi çareler önerdi? Duyuyor gibiyim: "Sen sık dişini otur,
yaşlanır, durulur, erkeğini dışarı yollama, nihayetinde o senin kocandır"
filan demişlerdir. Siz de kendi kendinizi; "Bende bir şey var, kadınlığım
eksik" gibi nedenlerle sorumlu, hatta suçlu bulmuş olmalısınız. Ama
suçlanmayın, eksiklik hissetmeyin. Evli veya bekar kadın, erkek, çocuk her
bireyin bedeni ve cinselliği ve bunların kullanım hakkı kendine aittir.
Fizik, duygusal, cinsel şiddetin yer aldığı bir ilişkide tecavüz eden,
saldırgan kişiler bu durumdan yakınmaz ve hayati bir zorunluluk dayatmadıkça
değişmek için ciddi bir çaba göstermez. Çok kez, eşin terk etmesi,
hapishaneye girmek veya bunlara yakın bıçağın kemiğe dayandığı durumlar,
saldırganları değişmeye zorlayabilir. Dolayısıyla, haksız gibi görünse bile
yuvadaki cinsel şiddeti, tecavüzleri, saldırganlığı durdurma öncülüğü ve
sorumluluğu da mağdura aittir. Şiddet mağduru olan bir kadının bu
inisiyatifi alması ve sürdürmesi, zahmetli ve iniş çıkışları olan bir
süreçten geçmesi kaçınılmazdır. Bu, başka bir yazı konusu (bu kitaptaki
"Kadınların Şiddetten Kendilerini Koruması Neden Zor" yazısına bakın). Ama
diyelim ki, karısına tecavüz etmeyi alışkanlık haline getirmiş bir erkek,
artık farklı bir cinsellik yaşamak istiyor. Bu, nasıl gerçekleşebilir?
Evde Karısına Tecavüz Eden Bir Koca Değişmek İsterse Neler Yapabilir?
İlk adım, karınıza yaptıklarınızın adını koymakla başlar. Yaşananın
cinsellik değil, saldırganlık olduğunu inkar etmeyin. Ne olduğunuzu
tanımakta, kendinize açık olun.
Geçmişte karınıza cinsel olarak saldırmışsanız, kontrol etmezseniz yeniden
yapma olasılığınız çok yüksek demektir. Geçmişi değiştiremezsiniz ama
geleceği denetleyebilirsiniz. Şimdi davranışlarınızı ve düşünüş biçiminizi
değiştirmeniz mümkün. İşe isterseniz önce sert, saldırgan davranışlarınızın
bir çetelesini tutarak başlayın. Onu ne sıklıkta zorluyorsunuz, tehdit
ediyorsunuz, bir şeyler fırlatıyorsunuz, eşyalarına zarar veriyorsunuz,
sokağa çıkmasını, para harcamasını, giyinmesini sınırlıyorsunuz? Siz de fark
ettiniz galiba, liste çok kalabalıkmış meğerse.
Bunu tek başınıza yapmanız çok zor, profesyonel bir yardım almalısınız.
Profesyonel destek işinizi kolaylaştıracaktır. Psikolojik danışmanlık veya
tedavide size kendinizi Kontrol etme becerilerini öğretebilirler. Bu okuldan
mezun olmak zaman alacak. Alışmadıklarınızı yapacaksınız. Kendi
duygularınıza kulak kabartacaksınız. Davranışlarınızın başkalarında,
karınızda yarattıklarını tanıyacaksınız ve bunların değiştirmeye
çabalayacaksınız. Sihirli bir ilaç gibi, bir seferde etkileyen özel bir
teknik yok. Düşünme ve uygulamaya yönelik pek çok ev ödevi var. Siz bu işe
başladınız diye, eşinizin bir günde size inanmasını ve güvenmesini
beklemeyin hemen. Saldırganlık eğilimlerinizin ne zaman, hangi koşullarda
çıktığını gözlemeye çalışın. Bu tür davranışlara götüren duygu ve diğer öncü
işaretli tanımaya çalışın. Kendinizi ne kadar tanırsanız, kendinizi
denetleme şansınız o denli artabilecektir.
Yine bu süreçte önemli bir başka uğraşınız, yaptıklarınızın karınıza
yaşattığı olumsuzlukları, ona verdiğiniz acıları tanımak. Sizin tedaviye
başlamış olmanız iyi bir adım, ama uzun soluklu bir uğraş içindesiniz.
Zorlama insanda fizik, duygusal, cinsel etkiler yaratır. Daha açıkçası,
yaşananlar belirli sorunlara neden olmuştur. Cinsel ilişkiye zorlanan bir
kişinin, daha sonra çok kez cinsel keyfi etkilenir. Cinsel isteği azaldığı
gibi, istek duyduğunda geçmiş olayların anımsanması cinsel keyif almamasına
neden olur veya şiddetli bir korku, panik yaşayabilir. Karınız bu olayları
evinizde, yatağınızda yaşamıştır. Bu mekanlarda sizin yanınızda kendini
rahat, gevşek ve emniyette hissetmesi çok zor gerçekleşecek. Kısa zamanda bu
güveni duyması olanaksız. Ancak uzun bir zaman, kararlı ve tutarlı olarak,
şiddet içeren davranışlarınız gözlenmezse, karınız, sizin yanınızda kendini
gevşek ve rahat hissedebilir. Onun kendi içindeki karışık ve size yönelik
olumsuz duygularını halletmeden bunların gerçekleşmesi zor. Ama sebat
ederseniz belki bir gün size güvenebilir, hatta cinsel isteği bile
uyanabilir. Siz, bir daha onun isteği dışında zorla bir yaklaşımda
bulunmamaya karar vermiş olsanız bile bu vaatlere kolay kolay
inanamayacaktır.
Tedavi süresince ilişkin bir konuyu daha tanıtmak isterim. Bu süreçte kendi
geçmişinize doğru da yolculuk edeceksiniz. Sert, saldırgan davranışlarınız
nasıl ve ne zaman başladı? Size yönelik bu tür muameleler yaşadınız mı?
Önemli konulardan biri: saldırgan, zorlayıcı davranış ve tutumlarınız size
kendinizi nasıl hissettiriyor? Kendinizi daha çok erkek olarak mı
görüyorsunuz? Eşinizle cinselliği konuşma ve kendinizi ifade etme yollarını
biliyor musunuz? Eve, işinize, eşinize, kendinize ait konuları açık ifade
etmesini biliyor musunuz?
Bunların yanıtlarını bulmak ve eşinizle iletişimi geliştirmek ve keyifli bir
cinsellik yaşamak; bunlar da mutlu sonla elde edilecekler.
Evlilikte Tecavüz ve Kadın Hakları
Her kadının kendi bedenini kontrol etme, cinsel bir yayınlık yaşama, çocuk
sahibi olma veya doğum kontrolüne karar verme hakkı var. Kocası dahil hiç
kimse, bir kadını fizik veya duygusal zor kullanarak veya bunlarla tehdit
ederek cinsel ilişkiye mecbur edemez.
Evli olmak bir kadının istemediği zaman sevişmeme hakkını ortadan
kaldıramaz.
Evli olmak kocanın mülkü olmak demek değildir.
Eşler arasında cinsel konularda bir uyumsuzluk olduğunda bu konuyu
konuşarak, gerekirse profesyonel bir danışmanlık alarak değiştirmek mümkün
olabilir. Bir anlaşma olmazsa ayrılabilirler. Evlilikte tecavüz, cinsel
uyumsuzluğa çözemez. Tecavüz, kocanın karısını cezalandırması veya onu
aşağılamasıdır.
|
|