Her ne kadar hamile kalmak arzu edilse ve bir bebek fikrine alışılsa da
insanın hamile olduğunu öğrendiği an hissettikleri tarif edilemez. Zaten
hamilelikte heyecanın doruk noktasına çıktığı birkaç unutulmaz an olduğuna
inanıyorum. Hamilelik sürecinde bebeğinizle muayenehanedeki her buluşmanız
ayrı bir heyecan ama doktorunuzun "evet hamilesin" demesi veya bebeğinizin
cinsiyetini öğrenmeniz gibi unutulmaz ve ayrı önem taşıyan zamanlar var.
Ben hamilelik döneminde önemli an sayısını biraz fazlaca yaşadım. Tabiki ilk
hamile olduğumu öğrenmem bambaşka bir heyecandı. Diğer bir muayenede
duyduğum "ikiz" kelimesi apayrı bir sürpriz oldu.
Hamile olduğunuza alışmışsınız, bunun mutluluğu ve heyecanı içindesiniz ve
bir sürpriz daha. O an insan neler düşünüyor. Henüz hazırlıklara başlanmamış
olsa da , kafanızda tasarladığınız her şeyi bir anda ikiye katlıyorsunuz.
Hazırlıklar nasıl yapılacak, nasıl bakılacak ve hamilelik nasıl seyredecek?
Bir şeyleri planlamaya çalışıyorsunuz ama nasıl ? Neticede ikiz fikrine
alışmakta uzun sürmüyor.
Buraya kadar her şey normal ve keyifli ama bir başka önemli anı yaşıyoruz.
Bebeklerimizden birini üçüncü ayda kaybediyoruz. Onlarla randevumuzda
birinin kalp atışını göremiyoruz ve detaylı usg de birini kaybettiğimiz
söyleniyor.
Bu konuda, doktorumun söylediklerini, dergi ve kitaplardan okuduklarımı,
tecrübeli arkadaşlardan duyduklarımı bir araya getirip yazmak istedim. Tabi
benim üzerimdeki etkisi ile birlikte. Fakat bu yazacaklarımın tıbbi bir
kaynaktan alınmadığını ve yorumlarımla yazıldığını ve bu yüzden kimseyi
etkilemek istemediğimin bilinmesini isterim.
Doktorumla bu konu hakkında ilk görüşmemde bana söyledikleri, bundan sonra
hamileliğin daha sağlıklı seyredeceği, diğeri için böyle bir risk olmadığı,
herhangi bir kanama veya tersliğe rastladığımda hemen hastaneye gelmem
gerektiği ve bu kanamanın kaybolan bebeğimizle ilgili olacağı idi. Bunları
duyduğum an tabi ki mutlu oldum. Diğerine bir şey olma ihtimali olmaması
sevindirici bir haberdi ama maalesef bunlar benim iyi hissetmem için
söylenen beyaz yalanlardı.
İlerleyen aylarda bir dergide "kaybolan ikiz sendromu" konu başlığı ile bir
yazı gözüme çarptı. Anlatılan şu şekildeydi ; "Kaybolan ikiz sendromunda ilk
üç ayda ikizlerden biri ölür, bu sıkça rastlanan ama ilk aylarda gerçekleşen
bir olay olduğu için kolay fark edilmeyen bir olaydır, neticesinde herhangi
bir kanama gerçekleşmez, vücut onu emer ve kalan ikizin düşük riski çok
yüksektir"
Bunu okuduğumda, doktorumun kanama olduğunda hemen gelmemi söylemesinin
sebebinin yaşayan bebeğim olduğunu anladım. Ve hamileliğimin geri kalanı
biraz risk taşıyordu.
Ben ikiz fikrine kendimi iyice alıştırmıştım ki bu olay gerçekleşti. İçeride
bir şeyler oluyordu, bebeklerimden biri ölmüştü.. Olayın psikolojisi zaten
korkunçken birde fiziksel boyutu ve ikinci bebek vardı.
Sonrasında bir sorun yaşanmadı. Bebeğim tek başına sonuna kadar devam etti.
Bu arada ben doğum öncesi ve sonrası bu konuda bulduğum her şeyi okumaya ve
sorabileceğim herkese bunu sormaya başladım. Birincisi ilginç bir olaydı,
daha önce kimseden duymamıştım, dolayısıyla merak uyandırıyordu. İkincisi
tekrar bir bebek istiyorum ve aynı şeyi yaşayıp yaşamayacağımı bilmek benim
için daha iyi olacaktır.
Bu konu ile ilgili yazdığım yazılara gelen yanıtların hepsi aynı yerde
birleşiyor. Kaybolan ikiz sendromu (Vanishing twin syndrome) genellikle çift
yumurta ikiz hamileliklerde gerçekleşiyor ve ikinci hamilelikte buna benzer
bir olay yaşama riski belirgin olarak artıyor. Bu tabi ki kötü bir haber. Bu
sebepten dolayı hamilelik süresince sıkı kontrol altında tutulmak gerekiyor.
Olaya başka bir açıdan bakacak olursak,
Yine bu konu ile ilgili bir yerlerde yazdığım yazıya, yurt dışından cevap
veren bir arkadaş, bu yaşananlar sonucunda doğan bebeğe bir süre sonra
kardeşinden bahsedildiğini anlatmıştı. İlginç geldi. Yazısını keyifle
okudum. Ardından Amerika'da yaşayan bir arkadaşımla konuşurken, bana yazılan
cevabı anlattım. Kendisi de aynı şeylerden bahsediyordu.
Sağ kalan bebeğin hayatı boyunca birinin eksikliğini hep hissedeceğini
düşünüyorlar. Dolayısıyla yaşayan bebeklerine günü geldiğinde bir kardeşleri
olduğunu ve öldüğünü söyleyip, onunla aynı zamanda doğum gününü kutluyor ve
ona bir isim koyuyorlar.
Bunun doğruluğu ve yaşayan bebek üzerindeki etkisi tartışılır tabi ki .
Evet bu benim bebeklerimin macerası. Üzücü ve yorucu bir zaman dilimiydi.
Kızım şu anda 6 aylık ve çok sağlıklı. Henüz ilk aylarında , kardeşini
kaybettiği için birinin eksikliğini hissedeceğini düşünmüyorum. Onu sağlıkla
ve huzurla büyütmek dileğindeyim. Sadece bu olay , ikinci bebek için beni
korkutuyor.
Çocuklarımıza sağlıklı , uzun ömürler dileği ile..
Ebru
Köze Danışkan
10/6/2001